ERZURUMUN GURURU ORD. PROF. DR. ZİYAEDDİN FAHRİ FINDIKOĞLU UZUNDERE’DEKİ DOĞDUĞU EVDE ANILDI

Erzurum Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri ve öğrencileri tarafından “Vefatının 45. Yılında Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun doğduğu köye (Uzundere Çamlıyamaç Mahallesi) kültür gezisi düzenlendi. Doğduğu ev ziyarette bulunuldu Prof. Dr. Dilaver Düzgün, Prof. Dr. Hasan Haluk Erdem, Prof. Dr. Ali Utku ve Doç. Dr. Kemal Bakır’ın ve beraberindeki heyet ve öğrencilerin katıldığı gezi programı Öşki manastırı ve Cam teras ziyaretinin ardından sona erdi .

ERZURUM/ UZUNDERE’NİN GURURU ZİYAEDDİN FAHRİ FINDIKOĞLU KİMDİR

Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun (1901-1974), Erzurum’un Uzundere’nin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden birisi, çok yönlü ve nitelikli bir bilim insanı olduğu belirtilerek onun teşkilatlandırma çalışmaları ile Erzurum’a ve bilimsel çalışmaları ile milli kalkınmaya hizmet ettiği vurgulandı. Programda ana hatlarıyla şu ifadelere yer verildi: Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Türkiye’de sosyolojinin kurumsallaşmasında önemli katkıları olan bir bilim insanıdır. O, yalnızca teorik düzeyde toplumun problemleriyle uğraşan bir sosyolog olmaktan ziyade toplumun problemlerinin çözümüne pratik katkılarda bulunmayı amaçlayan toplumcu daha özel bir ifadeyle cemiyetçi bir şahsiyettir. Bundan dolayı nitelikli bir sosyolog olmanın gereği olarak toplumsal gerçekliğe bütüncül bir açıdan yaklaşmış ve halk edebiyatı, folklor, felsefe, eğitim, hukuk, iktisat ve tarih gibi sosyal bilimlerin pek çok alanında mesai harcamış, eserler vermiştir. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, kendisini ülke kalkınmasına, Anadolu’nun ve Anadolu insanının problemlerine, bunların da üstünde bilime adamış, doğup büyüdüğü topraklardan kopmamış, ömrünün sonuna kadar bu memleketin sıkıntılarına kafa yormuştur. O, memleketin milli ve manevi değerlerini inkâr etmeden ve yok saymadan özü muhafaza ederek, modernleşmenin ve milli kalkınmanın imkânını sorgulamış ve yerel olandan evrensel olana ulaşmanın yollarını araştırmıştır. Bu yolda Türkiye’de yerli ve millî bir düşünce geleneği tesis etmeye çalışmıştır. Önce şahıs olmayı yani bağımsız ve özgür düşünebilmeyi sonra da bu özgürlükle ahlâkî seçimler yapabilmeyi oldukça önemsemiştir. Sahip olduğu ilmi şahsiyetle, yüzünü sadece dünyaya dönüp vatanından yüz çevirmediği gibi dünyaya gözünü kapayıp salt yerelliğe de hapsolmamıştır. Bir toplumun, modern dünyada ahlâki ve müreffeh bir biçimde var olabilmesinin yolunu, evrensel olanla uyumuna bağlayan Fındıkoğlu, bu sebeple evrenselliği oldukça önemsemiş ve onu bir yöntemsel bir çerçeve olarak kullanarak milli olana, özünü kaybettirmeksizin evrensel bir karakter kazdırmayı amaçlamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir